GİRESUN/DOĞANKENT/ŞADI KÖYÜ



Corner left
Corner right

Harşit Nedir? Ve Tarihçesi

Okunma Sayısı:1814


YAZARLAR - Ekrem Ünlü
Eklenme Tarihi:2020-03-16 14:20:08


Ekrem Ünlü

Harşit Nedir?

Harşit tarihsel süreç içinde çeşitli kültürleri bağrında barındırmıştır. Harşit Çayı denizden 170 km uzaklıktaki, 1900 metre yüksekliğindeki maki tipi ormanlık bir tepenin yalak denilen vadisi içindeki bir kaynaktan doğmaktadır. Birkaç metre gittikten sonra batıp, yine aynı güzergâhtan, güvercinlik köyünün alt tarafındaki Vavuk Dağı vadi oluğundan çıkar 170 km uzaklıktaki Tirebolu da denize dökülür. Denize dökülene kadar 28 dereden, ırmaktan beslenir...

Harşıt tabiri gerek anlam ve gerekse okunuş itibariyle farklılıklar arz eder. Arşiv belgelerinde genellikle Harşid ve Haşrid, halk ağzında ise Harşit, Harşut, Karşut, Krudu gibi kullanılmaktadır.

Kırzıoğlu, Kharşıt kelimesinin ilk Osmanlı vesikalarında Khaş-Rûd- Rum ağzında ise GANİ olarak geçtiğini tespit etmiştir. 

Ortaçağ Hıristiyan kaynaklarında geçen Khas-rudh ya da Khus-Rudu gibi yazılımlardaki ilk hece okunuşu olan Kaş / Kas sesinin Divan-ı Lügat-i’t Türk’teki karşılığı Susuzluğu Gideren Beyaz Ya Da Siyah Temiz TAŞ anlamındadır.

Bu bakımdan ikinci hecedeki ‘Rûd’ sesinin de Farsçada ‘nehir, ırmak’ anlamına geldiği de dikkate alınırsa Kaş-Rûd sözcüğü “TAŞ NEHRİ” gibi bir manaya bürünmektedir.

Buna mukabil çoğunluk yazarlar arasında terim olarak Farsça olduğu hususunda ittifak bulunan HARŞİT, kimine göre ‘Hurşit’ten gelmekte ve mana olarak “Güneşin En Sıcak Yeri” demektir.

Harşıt Çayı’na Gani Irmağı da denilmektedir. Gani, İran’ın başkenti Tahran’da bir köydeki ırmağın adına da verilmiştir. Acem kervanlarının, İran-Trabzon yolculuklarında gelip giderken Torul da istirahat ettikleri Harşıt çayına GANİ, (gönlü bol, bereketli, bol suyu olan) dedikleri söylenir.

Persler, Pont Satraplığı adını verdikleri 19. eyaletin merkez şehri Trabzon için Hurşit Âbâd / Güneş Ülkesi Tabirini de kullanmışlardır.

Başka bir rivayete göre ise ‘HAR: Diken, ŞİT: TAŞ, ÇAKIL’ demektir.

Yine Rumların Harşit Çayına verdikleri isim ise “Gani” Bereketli, bol, gönlü bol, yüksek, taşkın anlamına gelmektedir..

Bu ismi vermelerinin sebebi Harşıt Çayı (Gani Çayı) sadece yaz aylarında az diğer aylarda ise debisinin yüksek ve bol sulu olmasındandır.

Osmanlılar zamanında buralara “Dikenlik, Taşlık - Çakıllık” denildiği kabul edilir.

Birleşik bir kelime olarak bakıldığında farklı sözlüklerdeki manalar çok farklı yorumlara sebep olabilir. ‘HAR’ hecesi Büyük Türkçe Sözlükte ‘DİKEN’ veya “Eşek, Hımar, Merkep” anlamlarına gelir.

Farsça - Türkçe Lügatta “Har”, ‘Eşek’ manasına geldiği gibi “çay ve havuz diplerinde olan balçık” manasına da gelmektedir..

‘Güneş’ anlamını ‘Hur’ sesine karşılık olarak veren Lügat asıl ikinci hecenin (şid) ‘Güneş, nur, aydınlık’ anlamına geldiğine işaret eder. ‘Gitmekten mazi’ manasındaki ‘Şud’ sesi ise yakın anlam olarak verilebilir.

Kamus-ı Türkî’de ‘Eşek, hımar, merkep’ olarak verilen ‘HAR’ sözü aynı zamanda “Küçüğün kendisine yanaşan diğer bir küçüğe veya âdeme makam-ı tehdide dişlerini göstererek ettiği hırıltıyı taklit ve tasvir eder” şeklinde betimlenir. 

Yeni çıkarımlar bağlamında “Harşit” sözcüğünün bileşkesi olarak ‘Güneşin çay diplerinde olan balçığa vurması ve onu aydınlatması’ ya da ‘Irmak dibindeki balçığa vuran güneşin yakamoz oluşturması’ manaları üretilebilir.

Harşit Havzasında başta Gümüşhane, Torul ve Kürtün coğrafyası için halk arasında söylenen ‘Eşek semerinin ters çevrilmiş hali’ meyanında da bilhassa ilk hecedeki “Har”ı ‘Hımar’ okuyarak; ‘Eşek semerine veya eşek semerinin ters çevrilmiş haline vuran güneş’ ya da ‘Eşek yürümüş (yoldan ırmağın ilerlemesi)’ manalarıyla da anlamlandırılabilir.

 

Harşit Bölgesinin Tarihçesi

Doğankent denilen ilçe merkezi daha önce Harşit [Harşid] adıyla anılmakta idi ve nahiye bu adını Harşit suyundan almıştı. İttihat ve Terakki döneminde Enver Paşa tarafından yayınlanan tamim gereği buranın adı Büyük su olarak değiştirilmek istenmişti.

10 Temmuz 1964 tarih ve 11750 sayılı Resmi Gazete’de Harşit santralına ismini veren Harşit Bucağının isminin Doğankent olarak değiştirildiği ilân edildi

XV. ve XVI. yüzyıl tahrir defterlerinde Harşit adında bir köyün varlığı tespit edilmektedir. Harşit, derenin sol kıyısında yer almaktadır. Harşit vadisinde kışlamakta olan Çepni Türkleri, muhtemelen aynı maksatla 1380’de bugünkü Harşit kasabasının bulunduğu yere inmişlerdi. Giresun ile Vakfıkebir arasındaki kıyılar ve Harşit’in aşağı boyu, komşu yerli Çepniler başta olmak üzere Türkmenlere ve dolayısıyla Osmanlılara katılmıştı.

 

1530 tarihli icmal defterine göre 21 hanelik köyün toplam nüfusu 100 kişi dolayında idi. Müsellem statüsünde 10 hane, vergi muafiyetli olarak da 8 hane mevcuttu. Bunların ilavesiyle köyün toplam nüfusu 200'e yaklaşmaktaydı. Bu durumda Harşit köyü, büyük bir yerleşim yeriydi. Ayrıca, köylülerin şahin yetiştirdikleri görülmektedir.

1837'de Harşit nahiyesi Kürtün-i bâlâ kazasına bağlı idi ve bahsi geçen yılda Harşit, Kuzan (Söğüt ağzı), Çatık [Çatak], Güdül, Koz, Sadağlı, Manasur, Tandula [Dandu](Süttaşı), Şadı (Çatalağaç), Doymuş, Kanyaş (Güvenlik), Manasurbükü (Doğankent)adlı 12 köyü bulunmakta, bu köylerde 350 hanede Müslüman (Türk) nüfus yaşamaktaydı.

1843 yılında Harşit nahiyesi; Harşit, Karga, Sadağlı, Kuzan, Manasur, Çatak, Güdül, Tandul, Manasurbükü, Kanyaş, Şadı, Doymuş adlı köylerden oluşuyordu .Harşit nahiyesi Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde bazen Tirebolu'ya, bazen de Torul'a bağlanmıştır. Harşit nahiyesi o dönemde Tirebolu'ya yedi-sekiz saatlik mesafede, Torul kazasına ise on beş saatlik mesafede bulunmaktadır. Harşıtlılar, yılın dokuz ayını Tirebolu'da geçirmekte, vergilerini de Tirebolu'da ödemektedirler.

Nahiyenin Torul kazasından ayrılarak Tirebolu'ya bağlanmak istenmesine dair elimizde mevcut belgelerin biri Harşit Belediye Reîsi Hasan Ağa'nın 1915 tarihli bir telgrafı, diğeri vilayet meclisi üyelerinden Salih Efendi'nin verdiği takrire dair Trabzon Vilayetinden Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen bir arzdır. Harşit Belediye Reîsi Hüseyin Ağa, İstanbul'a çektiği bir telgrafta Torul'dan ayrılarak Tirebolu'ya bağlanmak istediklerini beyan etmiştir.

Trabzon Vilâyet Meclisi üyelerinden Tirebolulu Salih Efendi, Harşit nahiyesinin Tirebolu ile bu yakın ilgisini ve bu konumu dile getiren bir takrir vermiş ve takrir üzerine Trabzon Vilâyet Meclisi'nde yapılan görüşmede Harşit nahiyesinin Tirebolu'ya bağlanması uygun görülmüştür (31 Kanûn-ı sânî 1330/13 Şubat 1915). Yine, 1918 tarihli bir belgede, Harşit nahiyesinin Tirebolu'ya bağlanması hususunda 2 Nisan 1332 (15 Nisan 1916) tarihinde bir irâde-i seniyye çıktığı kayıtlıdır.

Bu idarî konumunu bir müddet devam ettirdiği anlaşılan Harşit nahiyesi, 1 Mart 1338 (1922) tarihinden itibaren tekrar Torul’a bağlanmıştır. Bu tarihten sonra bazen Tirebolu'ya, bazen de Torul’a bağlanan Harşit nahiyesi, 25 Mayıs 1990 tarih ve 20523 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3644 sayılı kanunla ilçe merkezi haline getirilmiştir.

Çeviri Yazı 'Harşid nahiyesi merbut bulunduğu Torul kazasına on beş ve Tirebolu'ya yedi sekiz saat mesafede olup ahalisinden bir kısmı Tirebolu'dan ev ve arazi edinerek yaz mevsiminde karyelerinde ve senede dokuz ay da Tirebolu'da ikamet ve bütün ihtiyâcât-ı beşeriyyelerini dahi Tirebolu'dan tedarik etmekte oldukları gibi emvâl-i emîriyyelerinin tahsili için me'mûrin-i mâliye dâ'ima Tirebolu'da bulunmakta olduğundan mu'âmelât-ı umûmiyyelerinin te'mîn-i teshili zımnında nâhiye-i mezkûrenin Tirebolu kazâsına rabt ve ilhâkına dâir Meclis-i Umûmî Vilâyet-i Tirebolu a'zâsından Sâlih Efendi tarafından verilen

21 Kanûn-ı sânî [1]

330 [3 Şubat 1915] tarihli Takrir Hey'et-i Umûmiye'de kırâ'at ve îcâbı müzâkere olundu.

Harşit nahiyesi hakikaten Torul kazâsına on beş ve Tirebolu'ya sekiz saat mesafede olduğu ve ahalisinin ihtiyâcât ve mesâlih-i umûmiyyelerinin tesviyesi içün yegâne iskele ve ticâretgâhları Tirebolu kazası olup yalnız umur-ı tesmiyelerinden dolayı ahalisinin on beş saat bu'd mesâfede bulunan Torul kazâsına azîmetleri bâ'is-i müşkilât-ı umûmiyyenin te'mîn ve teshîli zımnında nâhiye-i mezkûrenin Torul kazasından fekk-i irtibâtıyla Tirebolu kazâsına rabt ve ilhâkı muvâfık görülmekle icrâ-yı îcâbı husûsuna karar verilmiş olmağın ol-bâbda.'

 

Kaynaklar

Goloğlu, 2000:15

(www.Dogankentonline.Com

İsmail Pekin-Yazar Öğretmen.(Teşekkür Ediyoruz)

Ayhan Yüksel, 'Yer Adlarını Değiştirme Girişimleri Ve Giresun'daki Uygulaması (1916)', Giresun Tarihi Araştırmaları, İstanbul 2003, S. 37.

Mehmet Bilgin, 'Giresun Bölgesinde Türkmen Beylikleri Ve İskân Hareketleri', Giresun Tarihi Sempozyumu (24-25 Mayıs 1996), İstanbul 1997, S. 101-109.

Boa. D. Crd. Nr. 40682; Boa, Ml. Crd., Nr. 651, 652; Selahattin Tozlu, Xıx. Yüzyılda Gümüşhane, Erzurum 1998, S. 37, 40.

Ayhan Yüksel, 'Tirebolu'da Belediye Teşkilatı Tirebolu Dergisi, Sayı: 2 (11.1997), S. 16.

Boa, Dh. Umvm, Nr. 6/1-71.

Tirebolu Maarif Kadro [Maaş] Defteri (1337-1341), S. 7; Bca, Nr. 30.18.1.1-4.54.2 (13.04.1922).

 

Eklenme Tarihi: 16-03-2020

Bu sitede yayınlanan yazıların tümünün yayın hakkı www.sadikoyu.com'a aittir.

Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  



Editör
Çakır AYŞE
Ekrem Ünlü
Sinan GÜVENDİ
Abdullah Öner MERAL
Emine GÜVENDİ TEKİN
Yakup PİR

TÜM YAZARLARI GÖR



      REKLAM

www.sadikoyu.com


proje3

      ŞADI MENÜ



         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 1
Dün Tekil 291
Bugün Tekil 207
Toplam Tekil 1420297